Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Senoz Esnaf  
Senoz Deresi
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Animasyonlar | Anketler | Sitene Ekle | Mesaj Gönder | Sohbet | MircScriptİndir

HABER ARA


Gelişmiş Ara

EN ÇOK OKUNANLAR

Kaptanpaşa'dan Bursa'ya uzanan başarı çizgisi

İbrahim Uzun, genç bir Senozlu. Pek çok hemşehrimize göre farklı bir alanda kendisini geliştirmiş.

Kategori  Kategori : Röportajlar
Yorumlar  Yorum Sayısı : 3
Okunma  Okunma : 4313
Tarih  Tarih : 07 Kasım 2011, 00:55

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bursa'da faaliyet gösteren "Prestij Yazılım ve Bilgi Sistemleri"nin sahibi. Genç yaşta atıldığı iş hayatında firmasını büyütmüş ve firmasını, benzer firmalar arasında 4. sıraya yükseltmiş.

İbrahim Uzun'u, Ekim ayının son günlerinde Bursa'daki işyerinde ziyaret ettik ve hem biz tanıdık, hem de sizlerin tanımasını arzu ettik. Kaptanpaşalı genç işadamı arkadaşımızla yaptığımız sohbeti sunuyoruz:

*Öncelikle, sitemizi takip edenler için kendinizi tanıtabilir misiniz?

Ben, İbrahim Uzun. Rize Çayeli, Senoz Vadisi Kaptanpaşa köyündenim. 19 yaşında Bursa’ya bir iş için geldim ve öylece burada kaldım. 19 yaşında Bursa'da şirketimi açtım, ticarete başladım. Yıl 1996. Hatta Bursa’ya ilk geliş biletimi hâlâ saklarım. Benim için karar anıydı, dönüm noktasıydı. Ya istanbul'da kalıp devam edecektim, ya da Bursa'ya gelip farklı bir hayat çizecektim. Dolayısıyla o biletin değeri yüksektir benim için. Burada, devlet hastanelerine yazılım yapmaya başladık. Yazılımlarımıza gelen yoğun talep üzerine, bunun ticaretini yapmaya başladık. 20 yaşında, 3 kişilik bir şirket kurduk. 20 metre kareyle, Karacabey'de başlayan bir hikâyeydi bizimki. Sonra 2000 yılında Bursa’ya taşıdım merkezi. Burada yavaş yavaş büyümeye başladık.

*İlk sattığınız yazılım projesi neydi?

Hastane otomasyonuydu. Halen o işe devam ediyoruz. Aynı sektörde büyüdük. Bugün daha çok devlet hastanelerinin tüm otomasyon işlemlerini yapıyoruz. Türkiye’de bu işi yapan 4. büyük firmayız. Şu anda kendi binamızda 60 tane merkez personelemiz, 110 tane de bölge personelimiz var.

*Senoz'daki günlerinizden bahseder misiniz? Mesela yaylaya gittiniz mi?

Yaylada evimiz yok, ama hem Kafkoma yaylasında, hem de kendi Faso yaylamızda kalabilecek yerlerimiz var. Teyzelerimiz, akrabalığımız olduğu için yaylaya çok giderdik. Çocukluk zamanımızı çobanlık yaparak geçirdik. Faso’da da çok çobanlık yaptım. Çok keyifli günlerdi, unutamadığımız günlerdir. Çocukluğumdan beri her sene köye giderim. Köy sevdası bizde bitmez. Yazbaşı geldiği zaman, bizde hareketlilik başlar, ne zaman köye gideceğiz hemen plan program yapılmaya başlar.

Geçen sene 2 defa gittim. Çocuklar da seviyor köyü. Lahana sevdası var zaten benim çocukta. Köye gidince hemen lahana çorbası sorarlar. Hatta abimle beraber köydeki evimizde tadilata başlayacağız. Yaş ilerleyince orayı daha düzgün hale getirmeye çalışıyoruz. Köyde daha fazla kalacağız nasipse. Şimdi eskisi gibi değil, kurumsal hale getirdik şirketi. Eskiden 1 hafta gidiyorduk, şimdi hedefim en az 1 ay kalacak şekilde işleri yoluna koymak. Emekliliğimizi konuşmaya gerek yok zaten, onun yatırımını ve planını şimdiden yapıyorum. Allah’a şükür ki dünya hayatımızda bize Cennet’i nasip etmiş, Senoz deresinde dünyaya getirmiş, bunun değerini bilmek lazım. Yurtdışını, dünyayı görünce bunu çok daha iyi anlıyoruz.

*Bu sektörde iş kurmaya nasıl karar verdiniz? Kim teşvik etti? Çünkü hemşerilerimiz ekseriyetle başka işlerle meşgul olur. Sizin bilişim işine girmeniz nasıl oldu?

İnsanoğlunun en büyük başarılarının altında merak ve merağı hayata geçiren cesaret vardır. Bende bilgisayara olan merakım ve onun peşinde verdiğim mücadele sonucunda bugün bulunduğum noktadayım. Merakımda halen geçmiş değil halen bir çok şeyi araştırıyorum. Abim bilgisayar teknik lisesinde okuyordu. Ta liseden gelir bu süreç. Daha sonra İstanbul'da yazılım üstüne bir firmada staj yaptım. Karacabey’de bir abimiz vardı, onun teklifiyle oldu diyebilirim. Bize "Program yazar mısınız?" dedi. Ben de "Niye olmasın" dedim, kalktık geldik. Rahmetli babamın desteğini de hiç unutmam. Daha 19 yaşındayım farklı bir diyara farklı bir hayata başlamak üzereyim ve babam bana yaptığımız sohbet sonunda “Verdiğin her kararın arkasındayım, sen doğru olanı yaparsın.” dedi. Bu desteği halen arkamda hissediyorum. Bundan sonra ilk olarak Karacabey Devlet Hastanesi’ne program yazdık. O dönemde böyle işler pek yaygın değildi. Bilgisayar bile yoktu. Çok ilginç anılarım vardır bu konuda.

Sonra Kemalpaşa'daki hastane aynı programı istedi. Onlar da isteyince küçük çaplı başlayan işimizi büyütmeye karar verdik ve bunu ticarete dökelim dedik, zaten geliş amacımız da oydu. Öyle başladık. 1996 yıllarındaki okul hayatımda 4 yıllık teknik okulu 3 yılda bitirdik. 4. sınıfın fark derslerini erken verdik ve 3 yılda okulu bitirdik. Lise döneminde millet sağa sola oyun için kaçardı. Biz kitapçılar çarşısına giderdik, kitap almak için, bilgisayar kitapları alırdık. Büyük fırıncı Mehmet Uzun vardır Mehmet emice bizim deyimimizle nur içinde yatsın, Allah razı olsun, bize harçlık verirdi, biz de gider bilgisayar kitapları alır çalışırdık. Ben yazılım işini lisede öğrenmiştim. Hatta okulda yazılı sorularını ben hazırlardım. Maalesef o zaman öğretmenler de yazılımı bilmiyordu. Lisede, 4. seneyi okumadan fark derslerini verip bir yazılım firmasına girip çalışmaya başladım. 2-3 ay orada staj yaptım yazılım üzerine. Ondan sonra da Bursa’ya gelip kendi işimizi açtık.

Tabi çok da gençtik o zaman. Çanakkale Gökçeada Devlet Hastanesi ilk müşterilerimden bir tanesidir. Oraya sistem kurulumu için gittik, ben 20 yaşındayım, 3 kişilik bir ekibiz var, bir tane daha arkadaşım var o da şu anda genel müdür yardımcımız şirketimde. O zamanlar 16 yaşında falan. Şimdi gittik fiyat verdik, sayman abimiz vardı, dedi ki "Yahu siz bu işi yapabileceğinize inanıyor musunuz, eminmisiniz.?" Niye dedim, "Ne bileyim siz daha çocuksunuz, size nasıl güvenip bu işi vereyim? Bu iş devlet işi" dedi. Olur mu dedim, ben kaç yere bu sistemi kurdum, yaptım, onlara sorun dedim. Harbiden de açmış sormuşlar. Böyle çok komik anılarımız oldu.

Mantıklı düşündüğümüz zaman, aslında onlar da haklıydı. Ben şu anda 35 yaşındayım, işçi alıyorum, geliyor buraya 20, 21 yaşında. O kadar toy geliyor ki, ben bile güvenmekte zorlanıyorum. Şimdi düşünüyorum bize 'toy' diyenler haklıymış ama sadece dış görüntümüzde.

Var mı başka böyle dikkat çekici olaylar?

Konya'da bir hastaneye destek veriyoruz. Ben telefonda diyorum ki, "masa üstünde bir klasör var. O klasörü açıver". Adam bana cevaben, "Bırak masaüstünü, sen benim işimle uğraş" diyor. Farklı bir arkadaşımız "Abi pencereyi kapat" diye talimat veriyor, kullanıcı gidip bilgisayarın değil de odanın penceresini kapatıyor. !

Yine bir hastanede kurulum yaptık, geriye döndük, 40 km yol gelmiştik. Arkadan bizi arayıp, "bilgisayar çalışmıyor" dediler. Bizi geri çevirdiler. Gittik baktık, bilgisayarın elektrik fişini takmamışlar...

*O günlerden bugüne baktığınız zaman, geleceği nasıl görüyorsunuz?

İnsanlar yetişti, bilgisayarı kullanma eğitimi veriyorduk eskiden şimdi bu eğitimi vermiyoruz, güvenlik sistemi kuruyoruz. Güvenlik duvarlarını kuruyoruz. Sistemi nasıl deleceğini biliyor, inanılmaz yerlerden sistemi delebiliyorlar. Artık bunlarla uğraşıyoruz. Geleceğe baktığımız zaman 2023 vizyonu var Türkiye’nin. Biz de bu vizyonun çerçevesinde zaten bütün planlarımızı yapıyoruz, çok güzel teşvikleri var devletin. Şu anda bir tane aldık. 2012'de yeni bir ürünümüz çıkıyor, KOSGEB desteği onaylandı.

Bunun faydası, ihracata başlayacağız. Pazar araştırmamız var, en son geçen hafta Dubai’deki fuara katıldık,Ortadoğu ve Balkan bölgesini uzun süredir takip ediyoruz. Hepsi bu ürünü bekliyor. Hedefimiz ileride, sektörün lideri olmak. En büyük hedefimiz ise yurtdışıyla beraber büyümek, 2023 vizyonuyla birlikte büyümek. Onun dışında sağlık bilişim sektörü için söylüyorum. 8 sene içinde 30 senelik iş yapıldı. 2002’de falan çok gittik bakanlıklara, konuştuk, anlatamak derdimizi. O dönemlerde anlattıklarımız şu 8 yıl içinde hiç söylenmeden yapıldı, halen de çok değişiklikler var, kamu birlikleri geliyor, büyük kompleksler yapılıyor. Buradan şunu anlıyoruz: Türkiye’nin geleceği bilişimle büyüyecek. Türkiye’deki şu anda bilişim tarafında ihracat %1-2 ’lerde. Hindistan’ı baz alıyoruz %10’larda, total bütçede % 15’leri hedefliyorlar. 2023’e varmak istiyorsak, sadece sanayiyle olmaz bu işler, bilişim yoksa bir ülkenin ihracatında artık büyük hedefler mümkün değil. Herşey bilişimle beraber yürüyor, yazılım firmalarını rekabet edebilecek pozisyona getirmek için ciddi destekler var. Bizde büyümemize devam ediyoruz, önümüz aydınlık. Biz bugüne yavaş ve sağlam adımlarla geldik. Hızlı çıkışın, hızlı düşüşü olur, biz yavaş ve emin adımlarla büyümeyi hedefledik ve bu şekilde yürüyoruz. Firma olarak 2023 hedeflerimiz var. Güzel yerlere ulaşacağımıza eminiz. Amacımız bu.

*Gençlere tavsiyeniz ne olur?

En büyük sıkıntımız kalifiye eleman problemimiz . Yazılım için eleman arıyoruz, 400 tane adam başvuruyor 10 tanesiyle görüşüyorsunuz, 1 ya da 2 adam çıkıyor. Üniversitelerden mezun olan gençler üniversitenin verdiği ile yetinmeye çalışıyor. Halbuki bu yeterli değil. Gençler kendi yeteneklerini ve becerilerini bu eğitimin üzerine eklemeli, meraklı, araştırmacı olmalı. Aksi halde farkınız kalmaz. Günümüzde de fark yaratmaz iseniz kariyeriniz olmaz. Bazen öyle insanlar var ki liseli ama 3 tane bilgisayar mühendisinden daha gayretli.

Liselerle ilgili bir proje var. Teknik personel yetiştirmeyle ilgili. Milli Eğitim veriyor. Bizden talep ediyor, son 3 günü okulda öğretiyor, biz de de 2 gün çalışıyor, sigortasını devlet karşılıyor. Ona dahil olduk, bu tür şeyler çıkınca hemen direk dalıyoruz. Çünkü eleman eksiği var. Uludağ Üniversitesi’nde Teknokent Arge bölgesi var, orada da bir ofisimiz var. Oradaki bilgisayar bölümünden eleman çekmeye çalışıyoruz, burada staj yaptırmaya çalışıyoruz, çok efor sarfediyoruz. Hatta bir ara Dubai’de bir ofis açıp, yazılım ekibini buraya mı taşısak diye bile düşündük. Dolayısıyla bu bir sıkıntı. Benim sermayem makine değil aksine laptop ve insan. Bizim proje üretmemiz için gereksinimimiz sadece 1 bilgisayar ve iyi bir zeka. Bunları bir araya getirdiğimizde yapamayacağımız proje yok diyebilirim.

*Hayalinizdeki yetişmiş elemanları, personelleri bulabilirseniz, neler yapabilirsiniz, Türkiye neler yapabilir?

Valla ben şöyle söyleyeyim, elemanı genişletemediğim için ben iş reddetmek zorunda kalıyorum. Ekibimi genişletemediğimden dolayı. Prestij, verilen sözü yerine getiren itibarlı bir firmadır, adımızda buradan gelir ve sektörde böyle bilinir. Bunun da nedeni şudur, her firma gibi her ihaleye atlayıp işi alalım diye bir girişimimiz olmaz. Hatta bir ihaleye davet ettiler geçen yıl. O ara iş yoğunluğumuz olunca biz reddetmek zorunda kaldık. Bundan dolayı bize kırıldılar, bu sene de biz gittik, çünkü iş almaya müsaitiz. Biz yapamayacağımız veya yapmayacağımız veya müsait olmadığımız işi almıyoruz. Bunun bir nedeni de kalifiye eleman bulamamamızdan kaynaklanıyor. Ekibinizi genişletirseniz çok daha fazla sektöre yatırım yapabiliriz. Ne kadar adam bulursanız, ekibinizi ve işinizi de ona göre ayarlıyorsunuz.

*Ar-Ge ile ilgili çalışmalarınız ne safhada?

Şu an Ulutek Teknoloji bölgesinde AR-GE ofisimiz var. Orayla beraber içeride de bir ekibimiz var. Şu anda Ar-Ge projesi desteği aldık. KOSGEB'e verdiğimiz AR-GE projesiydi. 2012 yılında çıkacak ürün tamamen Türkiye'de tek olan bir ürün. Veritabanı bağımsız çalışıyor. En büyük özelliği maliyet analizi yapması. Örneğin 1000 yataklı bir hastane ile 100 yataklı bir hastanenin ihtiyacı olan Veritabanı aynı değil ama sistemler aynı veritabanını kullandığı için iki büyüklükteki hastaneye de aynı veritabanını sunmak ve satmak zorunda kalabiliyor. Bizim yeni projemizde bir çok küçük veya büyük veritabanı ile çalışma imkanı olacak, böylece her bir hastanenin büyüklüğüne göre ürün verilecek buda ciddi bir kamu yararı demek. KOSGEB tarafından da en çok beğenilen yönlerden biri buydu. Ayrıca MultiLanguage bir ürün yapıyoruz. Yani yurtdışındaki tüm dillere anında dönüşme özelliğine sahip. Dolayısıyla ihracat kapısını da açacak bir yapı. Patentli Hasta tanıma sistemimiz mevcut, uzun süredir kullanılıyor. Bu ürünü rakiplerimize dahi sattık. Şu anda çalıştığımız yeni arge projelerinden biride, ihtiyaç olan yerlerde el kullanmadan yüz tanıma sistemi ile ürünlerin kullanımını sağlamak. Buna benzer şu anda geliştirmekte olduğumuz 40 civarında projemiz var.

*Tekrar bir Senoza gidelim ve bağlayalım bu sohbeti. Genelde Çayeli, özelde Senoz Vadisi sizce hakettiği değeri alıyor mu? Almalı mı almamalı mı, 'bozulmadan kalsın' mı?

Bence ortayı bulmak lazım. Özellikle turizm tarafından gelişsin ama nasıl olacak onu bilemiyoruz. Kaptanpaşa’da turizm için çalışmalarımız başladı. Yeni  bir köprü yapılıyor. Önümüzdeki Ramazan'da kısmet olursa köprü bitecek. İftarı inşallah orada açacağız.

Gerçekten bizim memleketimiz bir cennet. Ben işim gereği yurtdışına çıkıyorum, ama bizim Rize gibi hiçbir yerde böyle güzellikler yok. Buraların değerini bilmeliyiz. Bir anımı anlatayım. Dubai’de Azerbaycan’lı bir arkadaşla tanıştık. Arkadaş Türkiye’de genellikle Trabzon, Rize Artvin üzerinde ticaret yapıyor. Bana şunu söyledi. "Türkler çok akıllı adam" dedi, "Neden" dedim. "Osmanlı dünyanın en iyi yerlerini tutmuş. Dünyanın en güzel yeri bence Türkiye" dedi. "Çok takdir ediyorum Osmanlı’yı. Türkiye’nin ve özellikle Karadeniz’in kıymetini bilin" dedi. Arkadaş çok haklıydı, bunları dışarıdan birinden duymak tüylerimi ürpertti. Memleketimizin kıymetini bilmemiz lazım. Şu anda barajlar biraz bozuyor orayı. Yapılsın ama ne biliyim o kadar katliama gerek var mıydı, daha dikkatli yapılamaz mıydı? Gurur duyuyoruz memleketimizden özellikle Senoz'dan. Kaymakamlarımız, valilerimiz var. Bu sene bayramda oradaydım. Gerçekten çok güzel bir bölgemiz var, değerini bilmeliyiz ve elimizden gelen destekleri yapmamız gerekiyor. İnsanların orayı yazlık gibi görmemelerini istiyorum. Şu an 10 gün 15 gün kalıyorum, ama elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Sonuçta emekli olduğumuzda gidip yaşayacağımız yer orası. Her şeyi devletten beklemeyelim. Herkes bir şeylere el atarsa yaşanabilir hale getiririz. Bu güce de Senoz’lular olarak sahibiz.

*Kaptanpaşa’daki köprü projesi hakkında değerlendirmeniz nedir?

Şu an 7 metre genişliğinde bir köprü yapılıyor. 4 ya da 5 katılımcının sponsorluğuyla yapılıyor. İlk etap bize düştü. Ayak kısımları beton, üstü çelik konsorsiyum. Çelik kısmını Modül Çelik’ten Cenk Karaloğlu yapıyor. Toplam maliyeti 200 bin lirayı geçiyor. İnşallah önümüzdeki Ramazan Bayram’ına yetiştireceğiz. Karşı tarafta da çevre düzenlemesi yapılacak.

 

*Senozderesi.com hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Önceden bilmediğim için takip edemiyordum. Bu sene öğrendim. Şimdi takip ediyorum, içerik olarak oldukça güzel ve dolu geliyor bana. Fakat 53Rize dergisi de çok profesyonel bir dergi. İkiside ciddi emek isteyen işler. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Size ve ekibinize başarılar diliyorum. (F.Çakır, Y.Çakır, M.Bilgin)

*

senozderesi.com haber merkezi










Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır.

İsmail Özdemir [ 25 Kasım 2011, 11:32 ]
Başarılarının devamını dilerim.İnşallah birgün seninle çalışma şansını elde ederim.
suleymankucuk [ 14 Kasım 2011, 17:26 ]
değerlı kard syn ıbr uzun senı ensamımı duygularımla tebrık edıyor başarılarının devamını dılerım s k beylıkduzu müftüsü mutoğli
Mustafa Canıbeyaz [ 11 Kasım 2011, 12:55 ]
Sevgili İbrahim kardeşimiz iş alanındaki başarıları,azmi, köyüne ve köylüsüne karşı sorumlu yaklaşımı, tarafımızca değerli görünüp taktir edilmektedir.Başarılarının devmını diliyoruz.

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Röportajlar

En Çok Okunan Haberler

“Yaylalara veda zamanı!”19 Eylül 2018
RadyoSenoz
 
İSTEK GÖNDER

FOTOĞRAF GALERİLERİ

Yayınlanan yazıları kaynak göstererek yayınlamak serbesttir. © Copyright 2004-2009
Yazar Girisi | Altyap: MyDesign Haber