Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Senoz Esnaf  
Senoz Deresi
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Animasyonlar | Anketler | Sitene Ekle | Mesaj Gönder | Sohbet | MircScriptİndir

HABER ARA


Gelişmiş Ara

EN ÇOK OKUNANLAR

“Başkasının parasını cebinde gezdirip hamallık yapma”

İstanbul Kuştepe’de 53 yıl fırıncılık yapan ve aslen Çayeli Yeşiltepe Köyünden olan işadamı Ahmet Saral, babasının nasihatini hiç unutmadığını söylüyor: “Başkasının parasını cebinde gezdirip hamallık yapma, yani borcun varsa ver. Helalinden kazan, helalinden ye.”

Kategori  Kategori : Röportajlar
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 547
Tarih  Tarih : 03 Şubat 2018, 00:02

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

*Ahmet Saral kimdir? Kendinizi tanıtabilir misiniz?

+Ben 1946 senesinde Yeşiltepe Köyü’nde doğdum. 1958 senesinde gurbete çıktım. İlkokul üçüncü sınıfa kadar burada okudum. 3. sınıftan sonra İstanbul’da okudum. Ortaokulu bitirdikten sonra daha okumadım. Ondan sonra Kuştepe Mahallesinde fırıncılık hayatına başlayarak 53 sene fırıncılık yaptım. Fırını rahmetli babam açmıştı 1956 senesinde. Kara fırın olarak açtık, ondan sonra bir fabrika, ondan sonra bir fabrika daha. İki fabrika, bir kara fırın. Tam 52 sene ben fırıncılık yaptım ağabeylerimle birlikte. Son olarak fırınlar bana kaldı. Ben de yoruldum, tuttum kiraya verdim. 1975 senesinde evlendim. İki kızım, bir oğlum var. Kızlarım Amerika’da. Büyük kızım Çayeli Kaptanpaşa’ya evlidir. Oğlumu da nişanlamışız. Allah nasip ederse düğünü var. 17 sene Yeşiltepe Köyü Dernek Başkanlığı yaptım. 27 Ocak 2017’de dernek başkanlığını bıraktım, Mustafa Yeşildağ’a teslim ettim. O da bir dönem yapacak. Ondan sonra gençlere tamamen devredeceğiz. Bu arada benim 3 senelik bir dernekçilik görevim daha var. Çaydef’in Genel Başkan Yardımcısıyım, devam ediyor. Onu da Allah nasip eder bitirdiğimiz zaman dernek olayını kapatıyorum. Hobi olarak yazları buraya, köyüme, Çayeli’ne gelirim. Bir-bir buçuk ay kalır, ondan sonra gider tekrar güz mevsiminde gelirim. Yani eski usul harmanı yapıp İstanbul’a dönüyorum.

*Biraz rahmetli babanızdan Hacı Ensar Saral amcadan bahsedebilir misiniz?

+1985 senesinde bizim amcaoğlu Necati var, astsubay. Osman Ağabeyim, ben buraya geldik gezmek için. Tabi duman, yağmur, çamur var. Köyde canımız çıkıyor. Bizim amcaoğlu bir gün, şuradan yukarıya doğru baktı, elini şöyle yaptı, “Oh be, yarın hava güneş.” dedi. “Yarın gezebiliriz.” Ama çise de var hafiften. Dedim “Neye göre?” Dedi ki “Ay, yıldız görünüyor.” Ben de dedim ki “Amcaoğlu, ay yıldız değil, evdir o. Evin ışığı.”

Bir gün rahmetli babamı evde bırakmış, gezmeye çıkmıştık. Yağmur sertleşince köyden –başında şemsiye de yok- taş ata ata Balıkçı’nın [Yeşiltepe, Balıkçılar Mahallesi] oraya kadar gelmiş. Ben de araba sürüyorum. Osman Ağabeyim “Ya, şu manyak kim?” dedi. Dedim “Ağabey, manyak dediğin benim babamdır.” “Olamaz, biz onu evde bıraktık.” Babam o yağmurda yollardaki taşları topluyor ve kenarlara atıyor su yola düşmesin diye. Oradan babamı aldık eve döndük. Yani ben babamı böyle tarif edebilirim.

Eski Rize Belediye Başkanı vardı Ekrem Orhon, denizi kara yapmış. Ben aynısını babam için söylerdim. Yani Yeşiltepe’yi, yollarını Allah rızası için yaptılar. Hatta babama dedim “Ya, baba şu köyü bırakalım da İzmit’ten, Adana’dan çiftlik alalım. Sana petek metek her şeyi yapayım.” Dedi ki, “Benim rahat etmemi istiyorsan bırak beni, ben kendi kendime köyümde yaşayayım.” Peki, dedim. “Baba, bu yollara neden bu kadar önem veriyorsun?” diye sorardım. Dedi ki: “Benim bir ahdim var. Kadınları sırtlarındaki yükten kurtarmak isterim.” Ve dediği de çıktı. Kilometrelerce yol yaptırdı dağlara. O yaylalara araba yolu olmasa bir haftaya gidemezsin.

Babam rahmetli öldükten sonra bu görevi büyük abim Cemal Saral aldı. Onun da çok büyük katkısı var. O da rahmetli oldu. Sonra Şevki Ağabeyim Mart’ta vefat etti. Onun da çok büyük katkıları vardı, yani babamdan sonra o. Öyle azmediyordu ki elli tane talebeye burs veriyordu. Bunları ben biliyorum yani, kendi çocukları dahi bilmez. Takip ederdi, bu talebenin bursa ihtiyacı var mı, yok mu? Yahut benden başka bir yerden burs alıyor mu, almıyor mu? Çünkü biliyorsunuz talebe fazla para aldı mı hemen şımarır. Hatta bir gün ben dernek başkanıydım, benim en büyük destekçim oydu. Giderdim, derdim ki; “Abi şu lazım bana.” Şöyle yakın gözlüğüyle bir bakardı, anlatırdım, dediğim parayı verirdi hemen. Biz köy yollarına eski parayla yaklaşık olarak 110 milyar beton parası verdik dernek olarak. Dernek bunu kendi kasasından vermedi. Ağabeyim bana para verirdi, benim ismimi lanse etme derdi. Ama bundan sonra bunu kimin yürüteceğine bir aile olarak karar vereceğiz.

*Ailenizin bir vakfı, derneği var mı?

+Yok, hayır.

*Siz aile olarak fırıncılıkla başlayarak, inşaat gibi diğer alanlara geçiş yaptınız. Diğer işlerinizden de bahsedebilir misiniz?

+Biz önce fırıncılığa başladık, ondan sonra inşaatçılığa başladık. 1972 senesinde ben askerdim, Suadiye’de inşaata başladık. Suadiye’de yaklaşık olarak dört tane bina yaptık. Ondan sonra Gayrettepe’ye, Bostancı’ya, Göztepe’ye yaptık. Şimdi son olarak gençler, Osman Ağabeyimin oğlu Gökhan, Mustafa Saral vs. betonarme yapıyor. Diğer kardeşler Silivri Sunflower Sitesi’nde Amerikan tipi evler yapıyor.

*Sizin Saral Şirketi’nde yöneticiliğiniz de var mı?

+Vardı. Şu anda yok. Benim fırınlarım vardı, fırınları da şuanda kiraya vermiş durumdayım.

*Sizce Rize ve Senoz Vadisi turizmden hak ettiği ilgi ve desteği alabiliyor mu? Bu yerlerin değeri biliniyor mu?

+Devletten hiçbir şey aldığımız yoktur. Açık konuşuyorum. Bir dernek olarak bu köye 110 milyar betona para veriyorsa, Çayeli’nde 84 tane köy, bucak, mahalle var. Bunların içinde Yeşiltepe 110 milyar para vermiştir. Kendi yolunu kendisi yapmıştır. Biz dernek olarak 73 tane elektrik lambası taktırdık, 37 tane elektrik direği diktirdik. Burada elektrik idaresi yok mu? Madenköyü’nden yukarı 12 tane köy var. Her yaz bizim köyümüzde denetim var, çünkü her tarafta sokak lambası var. Gelip kesiyorlar. Bunu hep Yeşiltepe’ye mi tatbik ediyorlar? Diğer 11 köyde niye kesmiyorlar? Sizin köyde kesiyorlar mı sokak lambasını? Kesmiyorlar, biliyorum. Devletten hiçbir şey aldığımız yok. Şimdi biz bir proje yapıyoruz. Allah nasip ederse bu proje gerçekleşecek. Şuanda Osman Ağabeyim projeyi çizmiş, Yeşiltepe Köyü’nün girişine yaklaşık olarak üç katlı bir bina yapılacak. Otel olarak yapılacak, alt tarafı restoran, yöresel yemekler vs. olacak inşallah. Hasan Yeşildağ’la bir görüşme yaptık, belki yap-işlet gibi bir şey de yapabiliriz.

*Sizin hiç yaylacılık yaptığınız oldu mu? Eski köy hayatında fakirlik çektiniz mi?

+Benim çok çobanlık hayatım olmuştur. Normal şekilde ben fukaralık çekmedim. Ama bir hobi olarak çarık giydim. Rahmetli babam marangozdu, baltanın ucuyla bizi geçindirmiştir. Babamın üç tane nasihati vardı, unutmam. Bir; başkasının parasını cebinde gezdirip hamallık yapma, yani borcun varsa ver. İki; helalinden kazan, helalinden ye. Üç; büyümek istiyorsanız Çayeli’ne yatırım yapmayın. Çünkü o kadar arkadaş var ki Çayeli’ne yatırım yapmıştır, alacağı vardır, olduğu yerde kalmıştır.

*Sizce neden Çayeli’ne yatırım yapma demiştir babanız?

+Gelir birisi alır veresiye, param yok bilmem ne. İstanbul’da böyle bir şey olabilir mi? Çayeli’ne yatırım yapma derdi, Allah’a şükürler olsun yapmadık.

*Babanız ustalık yaparak buralara gelmiş değil mi?

+Tabii, baltanın ucuyla. Ahşap ev ustasıydı. Bizim köyde yaklaşık yedi tane ev yapmıştır, baş ustaydı. Onlar dört kişiydiler usta olarak, ama babam baş ustaydı. Çınar Mehmet marangozdu, Necati’nin babası. Bizim köyün çobanı İlyas var, İlyas’ın babası Yakup Dayı vardı. Bir de Hafız Muhammed var, onun babasıyla dördü beraber usta olarak çalışmışlar. Babamın çoğu aleti hala evimde duruyor.

Bunlar bittikten sonra ben şimdi kabuğuma çekilmişim. Yazın iki-üç ay Silivri’de kalıyorum. Orada hobi olarak kara kovanlarım var, petekçilik yapıyorum. Bir de şimdi eski geleneği kaybetmemek için ben şuana kadar kendi ellerimle 119 tane küçük naliya yapmışım. Naliyalardan kuruş para almamışım, hediye ediyorum. Mesela geçen festivalde de verdim, şimdi o hobiyi devam ettiriyorum. Neden devam ettiriyorum? Şimdi gençlere sorsan naliya nedir bilmezler. Hiç olmazsa maketini görsünler. Bundan sonra senede iki-üç ay Allah nasip ederse Amerika’ya gitme planım var, kızlarım orada ya.

*Son olarak gençlere bir nasihatiniz, söyleyecekleriniz var mı?

+Ben gençlik dedin mi bizim köyün gençliğini düşünürüm. Bizim köyün gençliğinden de şuanda memnunum. Halen daha eski gelenekler devam etmek üzeredir. Şimdi çoğu köyde bu gelenek kaybolmuştur. “Amca, yapılacak iş var mı hadi yapalım” diyorlar. Yardımlaşma devam ediyor.

Bizim ilk ticari hayatımız Beyoğlu Büyük Bayram sokağında bakkalcılıktır. Ben 1958 senesinde gittiğim zaman bakkala bakıyordum, bakkal tertemiz olurdu. Büyük ağabeyim bir yere giderdi, geldiği zaman beni otururken yakalardı. Hemen derdi ki: “Kardeşim Ahmet, olmuyor böyle.” Dedim: “Ağabey, ne olmuyor?” Oturmayacaksın derdi. “E yoruldum.” Yorulmayacaksın derdi. Dedi ki: Eline bir bez al, masanın üstünü sil. “Ama temiz!” Derdi ki: “Hayır, sil ki elin devamlı alışsın.” Çalışsınlar.

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Röportajlar

En Çok Okunan Haberler

“Kıyamam çocukluğuma!”20 Mart 2018
RadyoSenoz
 
İSTEK GÖNDER

FOTOĞRAF GALERİLERİ

Yayınlanan yazıları kaynak göstererek yayınlamak serbesttir. © Copyright 2004-2009
Yazar Girisi | Altyap: MyDesign Haber