Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Senoz Esnaf  
Senoz Deresi
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Animasyonlar | Anketler | Sitene Ekle | Mesaj Gönder | Sohbet | MircScriptİndir

HABER ARA


Gelişmiş Ara

EN ÇOK OKUNANLAR

Karos'da bir otel niçin olmasın?

2000 yılından bu yana İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eğitim Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Buzlupınarlı hemşehrimiz Ali Yücel, sorularımız cevaplandırdı.

Kategori  Kategori : Röportajlar
Yorumlar  Yorum Sayısı : 2
Okunma  Okunma : 3493
Tarih  Tarih : 10 Haziran 2012, 23:59

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

*Ali Yücel kimdir? Kısaca çocukluğunuzdan ve eğitiminizden bahseder misiniz?

Ben, 1966 Çayeli, Buzlupınar Köyünde (Yalçınlar mahallesi, eski adı Kominoz) doğmuşum. Kominoz, Kuromoz, İstoponoç, Biberoz... İlk okulu köyümüzde okudum. Bizim zamanımızda, Kominoz'un alt mahalesindeniz biz, alt mahallenin de 'mezre' tabir edilen yerindeniz. Oradan okula gidip gelirdik. Yani bizim zamanımızda ilk okula gidip gelme şartları hakikaten bugünün çocuklarıyla kıyaslandığında ciddi bir fark olduğunu görürüz.
Şöyle ki, benin bir büyük ağabeyim Süleyman, okula başladığında ben 6 yaşındaydım. Ben de okuma hevesiyle onun peşine takılmak istemişim ve babam o zamanki öğretmenle, (Harun Yağcı ve Naciye Yağcı, Arsevoslu hocalar ile) görüşmüş. Benim öğretmenin Mustafa Yüce diye Çanakkaleli bir öğretmendi. O dönemdeki köy mantığında bile, doğru ya da yanlış belli ölçülerde bir idealizm olduğunu hatırlıyorum, ilk okuldaki bir çocuk olarak.
Bu algı ile birlikte kendi okuma hevesimiz de başladı. Hiç unutmam, bir yağmurlu gün. Bizim mahalleye daha araba yolu çıkmamıştı. Patika yoldan giderken, bizim değirmenin arkasından akan yırmağı geçmek için taştan taşa atlamak istedik ve suya düştüm. İp ıslak su oldum. Okula gitmek için o kadar yol yürüyorsunuz, akşama eve dönerken de bir o kadar yürüyorsunuz. Nereden baksanız, bir saatlik yol. Buzlupınar'daki merkez okula giderdik. Okulda bazı mutluluklarımı hatırlıyorum. Mesela, şiir yarışması yapıldığında dereceye girmiştim. İyi okurdum... Harun öğretmen, taklit yarışması yaptırmıştı; ben horoz taklidi yapmakta birinci olmuştum. Ondan sonra, güreş turnuvası yapıldı ve ben güreş şampiyonu olmuştum. İlk okuldaki bu alışkanlıklar, daha sonra imam hatip lisesi yıllarında da bana yardımcı oldu. İmam hatipte güreş sporuyla ilgilendim.
Rahmetli dedem, babamı (Şakirlerin Fevzi diye bilinir) ve amcamı çağırmış. Güneysu'da bir Kur'ân kursu var, oraya götürün verin dediler. Ailemizde bir hafız olsun diye düşündüler. Bu hevesle dedem beni kursa gönderdi. Güneysu Merkez Kur'ân Kursuna gittik. Ahmet Kar isminde bir hoca, yüzlerce hafız yetiştirmiş. O hocaya bizi teslim ettiler ve Allah razı olsun, hiçbir ana  bana evladıyla öyle uğraşmaz diyebilirim. Çünkü sabah ezanına 1 saat kala kalkar, öğrencileri kaldırır, ders ortamını hazırlar, bazen sobasını bile kendi yakardı... Bugün kaç anne baba böyle yapar? Dua edelim ki insanlarımız böyle olsun.

*Hocanız hayatta mı?

Evet, her Rize'ye gittiğimde yanına gider, elini öper ve duasını alırım. Epey yaşlandı tabii.

*Kur'ân kursu hayatınız nasıl geçti?

Orada hafızlık yaptım 1982 senesinde. Kur'an kursuna 1979'da gitmiştim. Annem ilkoluk 3. sınıftayken vefat etmişti. Hafızlığı bitirdiğim sene, 1982'de Güneysu İmam Hatip Lisesine kaydoldum. Bizim zamanımızda Rize İHL'nin şubesiydi, müstakil okul değildi. İHL'yi de böylelikle tamamladık. Tabii Güneysu'daki merkez camii, bizim için çıraklık ve ustalık yeri gibi oldu. Öğrendiklerimizi orada icra ettik. Hocamız başka yere gittiğinde cami ile ilgileniyorduk. 1989'da İHL'den mezun olduk. O sene Güneysu Kıbledağı Molla Bilallar Camii'nde imamlık görevine başladım. Sonra merkez camiinde görev yaptık.

*Bir müddet Mısır'da okumuşsunuz?

1991'de de İHL'de okurken yurt dışında, özellikle de Suudi Arabistan'da okuma niyetim vardı. Fakat Rize'den Arabistan'da değil de Mısır'da okuyan (eski AKP il başkanı, şimdi milletvekil Hasan Karal bizim okul arkadaşımızdır) başka arkadaşlarımız da var. Bizden önce gidenler olduğu için ben de Suud yerine Mısır'a gitmeye karar verdim ve 1989'da başladığım imam hatiplik görevinden 1991'de istifa ederek Mısır'a gittim. Mısır'da hafız olduğumuz için İslâm Hukuku bölümünü okuduk, 1995'de tamamladık. Türkiye'ye geldikten sonra bir dönem Beykoz İHL'de vekil öğretmenlik yaptım. 1996 yılı Ağustos'unda da İstanbul Büyükşehir Belediyesinde çalışmaya başladım. Ve 1996 Kasım ayı itibarıyla Eğitim Müdürlüğünde çalışıyorum ve 2000 yılından bu yana da Eğitim Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyorum.

*İlkokulda başladığınız sporu geliştirebildiniz mi?

İmam hatip lisesi yıllarında sporla iştigal ettim. Bizi teşvik eden hocalarımız da vardı. Güneysu İHL'de ilk defa güreşte 3.'lük madalyası ben getirdim. Rize İHL'ye bronz madalya getirdim. Bizden sonra bir arkadaşımız Rize İHL'de altın madalya getirdi. Özellikle serbest stilde Rize İHL çok başarılıdır, o yıllarda. Mehmet Akif Pirim diye bir arkadaşımız vardır, groke-romende olimpiyatlarda madalya aldı. Rize takımı ağırlıklı olarak İHL'den oluşurdu. Farklı senelerde başka liselerden de başarılı arkadaşlar çıkıyordu. Böyle de bir spor geçmişimiz var. Aynı zamanda masa tenisi milli hakemiyim, maçlara gidiyoruz.

*Senoz'dan bildiğimiz kadar fazla güreşçi çıkmaz. Sizde güreş merakı nasıl başladı?

Halil Yağcı diye, milli güreşçi olan, aslen Rize Salarha deresinden, (bu arada benim eşim de Salarhalı...) çok marifetli, atletik yapısı olan bir güreşçi... Milli güreşçiydi kendisi. O antrenörümüzdü, ama bizim dönemimizde Rize güreş takımı Türkiye'de çekinilen bir klüptü. Ciddi bir klüptü. Daha sonralarda bildiğim kadarıyla bu iddiasını devam ettiremediğini üzündüyle öğrendim.
Bizim yöre halkımız çok fazla bu işle ilgilenmez, ama bilenler ve önem verenler Rize'nin güreşte belli bir yeri olduğunun farkında aslında. Rize'de önemli sporcular vardır. Ki, Mehmet Akif Pirim, bir olimpiyatta "olimpiyat matadoru" ünvanıyla döndü, altın madalya getirdi. 1990 öncesi yıllar olmalı. Ve Türkiye'nin de gurur yılıydı. Gel gör ki, Mehmet Akif Pirim gibi bir değer, daha sonra vatandaşlıktan çıkmak ya da çıkarılmak durumunda kaldı. Azerbaycan vatandaşı oldu. Şimdi, Ankara'da market çalıştırıyor. Aslen Rize Pazarlı... Karatede ve futbolda Rize'nin başarılı sporcuları vardır. Rize'de amatör ölçüde ilgi var, ama yeterli değildir. Ama ben azru edirim ki ata sporumuz olan güreş, yöre insanına iyi tanıtılsın ve teşvik edilsin.

*Her yıl köye gittiğinizi ifade ediyorsunuz. Senoz Vadisi, hak ettiği ilgiyi görüyor mu?

Senoz Vadisini tanıtmanın olumsuzluğunu düşünmemek lazım. Şöyle bir mahzuru olabilir: Güçlü bir tanıtım yaparsanız, gelen turistleri misafir etme imkânı bulamazsınız. Konaklama mekânları yetersiz. Sertifikasyonla süslenmiş personel lazım. Dünyadaki diğer ülkelerle kıyaslanacak kalitede hizmet vermek icap eder.
Tanıtım denince akla turizm geliyor. Fırtına Deresinde rafting yapılıyor. Vadi buna uygun. Senoz Vadisinde de bunu yapmak mümkün. Ama kesinlikle tanıtılmalıdır.
Bizim, Karos'a kadar çok güzel bir vadimiz var, çok güzel manzaralar var. Biberoz'un sırtlarından niçin bir treking alanı oluşturulmasın? Kaptanpaşa, Çataldere, bir sürü güzel alanlarımız var. Tatlı sularımız var. Nereye baksanız güzellik. Sağlık turizminin kaynağı olan güzellikler vardır. Karos'da bir yayla vardır, eskimiş çürümüş evler... Ama neden orada güzel bir otel yapılmak suretiyle Karos dağında kayak sporu yapılmasın? Belki denilebilir ki Palandöken vardır. Tamam, Rize'de de olsa ne zarar olur? Tesis çokluğu rekabeti ve kaliteyi gitirir. Senoz Vadisinde yaşayan insanlarımız belki bu yolla imkânlar elde ederler. Bu şekilde bölgemiz de tanıtılmış olur.

*Sizi yaşlı kabul etmiyoruz, ama genç hemşehrilerimize neler tavsiye edersiniz?

Bizim deremizde çok önemli insanlarımız vardır. Her seviyede eğitimli, kültürlü, gün görmüş insanlarımız, büyüklerimiz, gençlerimiz var. Farklı alanlarda insanlarımız var. Tandığımız da var, tanımadığımız da. Dünyanın geldiği noktada nitelikli insanlara ihtiyaç var. Bizim köylerde uzun süre, ilkokulu okudu mu eğitimi bitti zannedilirdi. Artık o günler geride kaldı. Bizim ilkokulu okuduğumuz yıllarda bile evini rahat geçindiremeyen bazı aileler çocuklarını okuttu ve bu yolla ülkeye katkı sağlamış oldular.
Mesela, İkizdere'deki RİDOS tesislerini düşünün. Bölgeye farklı bir katkı sağlıyor. Ama Senoz Vadisinde benzer bir tesis yok. Niçin olmasın? Bu tip düşünceleri üretecek gençlere ihtiyacımız var. Bunun için de mutlaka eğitimin teşvik edilmesi lazım. Okuyan insanlarımızın olması lazım.
Geçen günlerde tanıdım, Buzlupınar'dan Kolivarlardan Ayşenur Kolivar hanım var. İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonunda bir konser verdiler. Epey bir katılıma şahit oldum ve çok memnun oldum. Her seviyeden insanlar, hemşehrilerimiz oraya gelmişti. Bu bize heyecan verdi. Bir anda Senoz Vadisini göz önüne getirdim ve Senoz'un CRR'ye geldiğini bir anlamda düşündüm. Bu çok iyi bir gelişme. İşte bu sebeple eğitim, eğitim, eğitim diyoruz. Her şeyden önce kul hakkını bilecek ve hak yemeyecek gençlere, insanlara ihtiyacımız var. Bizim deremiz buna layıktır, bunların sayılarının artmasını arzu ederiz. Hem camisini hem de okulunu yaşatan insanlara, gençlere muhtacız. "Okullar hayat olsun" projesi hayata geçti, bundan da istifade etmek lazım. Okulların kendi faaliyet alanları olarak kullanabilecekler. Bu da bütün Türkiye için ve özelde Senoz Vadisi içinde önemli bir adım. İyi kullanılabilirse büyük bir şanstır. Mesela, benim köyüm, Buzlupınar merkezinde yeni bir okul binası var ve boş kalıyor. Bunları kullanmak lazım. Böyle yapılırsa ancak ileri düzeyde gençlere sahip olmuş oluruz.

*senozderesi.com sitemizi nasıl buluyorsunuz?

Site hoşuma gidiyor. Ben sitenin üyesiyim. Daha sık mesaj almak istiyoruz. İnsan mükemmeli arar. Daha iyi olmasını arzu ederiz. Sizlerin bu çalışmalarınızdaki gayretlerini biliyoruz. Buna şahidiz. Başka arkadaşlarımız da var. Gurbette yaşayan insanlara hizmet veren bu ve benzeri sitelerin başarılı olması için duacıyız. Bu çalışmalar, komşulukları unutturmayacak çalışmalardır, bir vesiledir. Çok önemli bir boşluğu dolduruyorsunuz, teşekkür ediyoruz. (Görüşen: F.Çakır)
*
senozderesi.com haber merkezi
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 2 yorum yazılmıştır.

HÜSEYİN KARADENİZ [ 11 Temmuz 2012, 00:11 ]
Sayın hemşerim karosa araba yolu gitti ortalık rakı,bira şişesinden geçilmiyor. otel yapılsa burada yazamayacağım birçok şeylerdaha olur onun için otel motel istemez. belki bize lazım olmaz ama bizden sonrakılere lazım olacak karos doğal haliyle kalsa bence daha iyi olur. kimbilir belkide birileri rant uğruna senoz gibi senozun mahremi olan karos, tağpur,kevut vb gibi birçok yere de gözdikmiştir.temennimiz ALLAHfırsat vermez pis emellerine ulaşamazlar.sizi gayet iyi anlıyorum hayal ettiğiniz projeler iyiniertli olduğuna inanıyorum.ama .HES leride anlatırken senoz deresi enerji başkenti olacak zannetmiştik.ama bugün neyazik ki katliyamın başkenti odu. AMAN KİMSE DUYMASIN karos,mecoğ ,eğnaçor,kevut lar tüm doğallığıyla tarihiyle bize kalsın. BAŞKA SENOZ BULAMAYIZ.
SALİH YÜCEL [ 27 Haziran 2012, 13:22 ]
GÜZEL ABİM'E DAHA YÜKSEK MEVKİLER YAKIŞIR.BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM...

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Röportajlar

En Çok Okunan Haberler

Senoz Vadisi’nin çektikleri...01 Aralık 2018
RadyoSenoz
 
İSTEK GÖNDER

FOTOĞRAF GALERİLERİ

Yayınlanan yazıları kaynak göstererek yayınlamak serbesttir. © Copyright 2004-2009
Yazar Girisi | Altyap: MyDesign Haber