Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Senoz Esnaf  
Senoz Deresi
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Animasyonlar | Anketler | Sitene Ekle | Mesaj Gönder | Sohbet | MircScriptİndir

HABER ARA


Gelişmiş Ara

EN ÇOK OKUNANLAR

Çayeli'ndeki "Endonezyalı gelin"

Aslen Endonezyalı olan Mısrıanı 17 yaşındayken (1985'de) evlenerek Türkiye'ye gelmiş. "Endonezyalı gelin"le arkadaşımız Meryem Şahin konuştu.

Kategori  Kategori : Haberler
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 4263
Tarih  Tarih : 16 Aralık 2011, 15:14

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Aslen Endonezyalı olan Mısrıanı, 22 Ağustos 1968'de Endonezya'nın Banyuwangi şehrinde, 3 kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelmiş. Mısrıanı'nin anne ve babası, kendisi çok küçük yaştayken ayrıldıkları için deresi ve nenisiyle yaşıyomuş. Liseye kadar eğitim gören Mısrıanı, 17 yaşındayken (1985'de) evlenerek Türkiye'ye gelmiş. Gemilerde çalışan ve iş kurmak niyetiyle Rize'nin Çayeli ilçesinden Endonezya'ya giden İsmail ile tanışan Mısrıanı, evlenerek Türkiye'ye, Rize'nin Çayeli ilçesine gelin gelmiş. Şu anda Çayeli'nde yaşayan "Endonezyalı gelin" Mısrıanı, yıllar önce ayrıldığı memleketi Endonezya'ya bir daha gidememiş. "Endonezyalı gelin"le arkadaşımız Meryem Şahin konuştu.


*Doğduğunuz yer olan Endonezya'dan Rize'nin Çayeli ilçesine geliş hikâyenden başlayalım. Eşinizle tanışmanız nasıl oldu?

Eşim İsmail, Endonezya`ya iş kurmak için gelmişti. İş ararken yardım aldığı tercüman, benim amcamın arkadaşıydı. O vesileyle birbirimizi gördük ve tanıştık. Sonrası malum :)

*Peki ailen bu işe nasıl baktı? Sonuçta dünyanın bir ucu diyebileceğimiz bir yere kız vermek kolay iş değildir. Onların rızasını alarak mı evlendin?

Aslında tam olarak rızalarını aldım diyemem. Uzak olduğu için başta dedem çok karşı çıktı. Fakat ben istediğim için sonradan mecburen rıza gösterdiler.

*Senin için de çok cesaret isteyen bir karar değil miydi? Sonuçta dillerini, kültürlerini bilmediğin bir memlekete gelin geliyordun.

Aslında başta eşim İsmail bana "Endonezya'da yaşayacağız" demişti. Orada iş kurup oraya yerleşeceğini söylemişti. Ben de kabul ettim. Fakat sonra öyle olmadı. 15 gün sonra iş kuramadığından dolayı önce İstanbul`a ordan da Rize`ye, Çayeli'ne geldik.

*Türkiye'ye ilk gelişin nasıl oldu? Neler yaşadın?

İlk kar yağışını İstanbul'da gördüm. Çok garip gelmişti. Soğuğa alışmam zaman aldı. İstanbul`da 2 gün kaldık. İstanbul'dan sonra Ankara`ya gidip konsolosluğa oturma izni almaya gittik. Fakat konsolos, yaşımı küçük bulduğu için başta izin vermek istemedi. ”Alışamazsın” diyerek beni ülkeme göndermek istedi. Ama ben istemedim.

*Peki Rize'ye ilk gelişinizde neler yaşadınız? Tepkiler nasıl oldu? Senin Çayeli'ne gelin geleceğinden haberleri var mıydı ?

Biz İstanbul'a geldikten sonra eşim İsmail evi arayıp haber vermişti. Rize'ye geldiğimiz ilk gün, görümcem çok güzel bir kahvaltı hazırlamıştı. Ama bizde kahvaltıda sadece pirinç lapası yediğimiz için kahvaltıdan tek lokma dahi alamamıştım :) Bu herkesin çok tuhafına gitmişti.
Kaynanamın beni görür görmez dediği laf; “Uyy İsmail, kuçuk bi paçi geturdi” olmuştu. O zaman ne dediğini pek anlayamamıştım :)
Geldiğim ilk gün eve, "Yabancı gelin gelmiş diye mahallenin bütün insanları gelmişti. Herkes çok merak ediyordu beni. Benim için bayağı zor olmuştu o ilk günler.

*Sizin için düğün yapıldı mı?

Hayır. Sadece nikâh oldu. O da Türkiye'ye geldikten sonra. Endonezya'da kimlik, 18 yaşını doldurunca verildiği için resmi nikâh yapamamıştık. Okul diplomamla geldim Türkiye'ye. Okul diplomasıyla pasaport çıkartıp nikâh kıydık. Hatta nikâhı kıyabilmek için 1 yaş yaşımı büyütmek zorunda kalmıştık.

*Gelin olduğunuzda kaynananızla birlikte mi oturdunuz?

Evet, 7 yıl birlikte oturduk. Bizim Endonezya'da çok kalabalık bir ailemiz vardı. Buraya gelince o mânâda bayağı yalnızlık çektim. İlk 6 ay eşim İsmail yanımdaydı, sonra 13 aylığına gemiye çalışmaya gitti. Gittiği günü hiç unutamam. Yetim kalmış gibi hissetmiştim kendimi.

*Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına ne zaman geçtin?

Geldikten 2 yıl sonra.

*Kaç çocuğunuz var?

4 çocuğum var. 3 oğlum, 1 kızım. Büyük oğlum Bilal, Yıldız Teknik Üniversitesinde, gemi inşaatı mühendisliği okuyor. Ali ve Ahmet ise henüz lisede. Küçük kızım Meryem de ilköğretim 5. sınıfta okuyor.
 
*Yemek kültürü tamamen farklı bir yere gelin oldun. Alışman zor oldu mu?

Bizim orada daha çok pirinç ve sebze haşlaması yenilirdi. İlk geldiğimde sadece pirinç haşlamasını ve bahçeden topladığım lahana yapraklarını haşlayıp onları yiyordum.

*Yemek yapmayı biliyor muydun peki?

Hayır. Herşey gibi onu da burada öğrendim.

*İlk olarak hangi yemeği yapmayı öğrendiniz?

İlk olarak yemek yapmayı eşimden öğrendim. Bana göstererek "minci muhlaması" yaptı. Ertesi gün kahvaltıya minci muhlamasını ben yaptım. Çok kötü olmuş olmasına rağmen eşim çok beğendiğini söyledi. Onun öyle demiş olması beni iyice heveslendirdi. Eşimin desteğiyle öğrendim herşeyi.

*Rize'de yapmaktan zorlandığın şeyler neler oldu?

Bizim orada pirinç ve mısır tarımı yapılırdı. Geldiğimde ne çay toplamasını, ne bahçe işlerini ne de inek bakmasını biliyordum. Allah rahmet eylesin kaynanamın yardımlarıyla herşeyi öğrendim. Parmakla gösterilir hale geldim. Bahçe işlerinde iddialıyım artık :)

*Rize'de en çok garip karşıladığın, tuhafınıza giden şey ne oldu?

Yoğurdu ve portakalı ilk kez burada tanıdım. Bizim orada manda sütü olur sadece. Yoğurt hiç bilmediğim bir şeydi. Alışmam zaman almıştı. Buradaki ahşap evler de çok farklı gelmişti bana. Bizim evimiz bambudan yapılmıştı. Endonezya'da, sıcaktan dolayı evler hep bambudan yapılır.
Bir de yükses sesle konuşulmasına çok zor alıştım. Biz gayet sessiz konuşurduk. Burada herkesin bize göre bağırarak konuşuyor olması başlarda ürkütmüştü beni . 

*İlk öğrendiğin kelimeler neydi?

Tek bildiğim “ben” ve “sen” kelimeleriydi. Bayağı bir zaman bu iki kelime ile idare ettim :)

*Tam olarak Türkçe konuşmayı ne zaman öğrendiniz?

Bir yıl içinde tamamen öğrendim. Bu konuda görümcem Emine`nin yardımlarını asla unutmam. Sebatla bana Türkçe öğretirdi. “Bak Mısrıanı, bu kaşuk, de bakayim şimdi?“ derdi. Türkçemin hafif bozuk olmasını ona borçluyum :)

*Anadilini hâlâ konuşabiliyor musun peki?

Anadilimi unuttum diyebilirim. Karıştırıyorum artık Türkçe kelimelerle. Uzun zaman konuşmayınca unutuyor insan.

* Akrabalarından görüştüğün kimseler varmı hâlâ?

Dedem vefat etti. Amcam ve teyzemle mektupla görüşüyorum. Annem ve babam ben çok küçükken ayrıldıkları için nerede yaşadıklarını dahi bilmiyorum. Burada da görüştüğüm bir hemşehrim var. Trabzon Yomra`da Faridah ile görüşüyoruz.

*Endonezya'ya, doğduğunuz ülkeye hiç gittin mi bu sürede?

Hayır. Hiç gitme fırsatım olmadı.

*Peki gitmeyi ister miydin?

Çok isterim. Ama maddi olarak imkânsız. Yoksa doğup büyüdüğüm toprakları, amcamı teyzemi yeniden görmeyi çok isterdim.

*Endonezya-Türkiye maçı olsa kimin kazanmasını isterdin?

Tabi ki Endonezya :)

*

NOT: "Endonezyalı gelin" fotoğraf vermek istemedi...
*
senozderesi.com haber merkezi


















Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Haberler

En Çok Okunan Haberler

Bu vebal hepimizin!24 Ekim 2017
RadyoSenoz
 
İSTEK GÖNDER

FOTOĞRAF GALERİLERİ

Yayınlanan yazıları kaynak göstererek yayınlamak serbesttir. © Copyright 2004-2009
Yazar Girisi | Altyap: MyDesign Haber