| |||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Animasyonlar | Anketler | Sitene Ekle | Mesaj Gönder | Sohbet | MircScriptİndir | |||||||||||||||||||||||
SENOZ'UN SESİ![]() HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Karadeniz'i gören arkadaşlarımız güzelliği karşısında bayılıyor...
İstanbul'dan zaman zaman eş dost arkadaşlarımız Karadeniz'i görmek istiyor, oralara götürdüğümüz insanlar bayılıyor. İklim olarak, doğa olarak müthiş. Şimdi bütün TV kanallarda yayla şenliklerini gösteriyorlar. Bu konuda yatırım gerekiyor, Rize'de konaklama sorunu var.
Çayeli Senoz Çataldere'liyim. 1955 doğmluyum. Anadolu Hisarı Gençlik ve Spor Akademisi mezunuyum. (1979). 1980-1991 İstanbul Gençlik ve Spor il Müdürlüğü (Şeflik ve Spor Müdürlüğü). 1991-1993 İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yaptım. 1994 belediye beçimlerinde Üsküdar’dan Başkan Adayı oldum. 17 yıldır açıkhava reklamcılığı yapıyorum. Halen Medya Pano Rek. A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyorum. Fenerbahçe Spor Kulübü, 1907 Fenerbahçeliler Derneği, Levent Tenis Kulübü, Büyük Kulüp, TSYD, TÜRFAD gibi derneklere üyeliklerim devam ediyor. Evli iki çocuk babasıyım. * Merkezi İstanbul'da bulunan ve açık hava reklamcılığı yapan büyük bir firmanın ortağısınız. Bu sektörde yer almanız nasıl oldu? Açıkhava reklamcılığı işine sayın Ergün Gürsoy ile birlikte "Birlik Medya" diye bir şirketle başladık 1997 yılında. Bir müddet onunla beraber çalıştık, sonra 1999’da ben o şirketten ayrıldım ve Kazım Albayrak’la beraber "Medya Pano" şirketini kurduk, 2000 yılından beri aşağı yukarı 13 yıldan beri açıkhava reklam sektöründe faaliyet gösteriyoruz. "Suguar Grubu" adı altında bütün şirketleri topladık. Tamamen açık hava işi yapan 8 tane şirket aynı çatı altında hizmet veriyor. Daha çok, ağırlıklı olarak istanbul'da sektör birincisiyiz. Tüm İstanbul metrosunun reklam hakları bizde, valilikte sosyal projelerimiz var. Deprem konteynerleri projesini yaptık İstanbul'da, 3-4 tane büyük duvar şirketimiz var, açık hava duvar işleri yapıyoruz. İstanbul’un Avrupa yakasının tüm elektrik direklerinin reklam hakları bizde, alışveriş merkezlerinin reklam hakları bizde, böyle faaliyet gösteren kocaman bir açıkhava sektöründe bir grup şirketiz. Reklamcılık sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Türkiye’de şu anda kişi başı reklam harcamaları 6-7 dolar civarında. Avrupada 25 euro ile 40 euro arasında değişiyor. Amerika’da 60 dolar seviyesinde. Şu demek oluyor; yani 75 milyon nüfusla çarptığınızda aşağı yukarı 4.5 milyar-5 milyar dolar bir reklam pastası görülüyor tüm mecra olarak. Bu nedir, televizyon, gazete, dergi, internet diğer açık hava reklamları, aşağı yukarı açık havanın payı yüzde 10 civarında. Hızla büyüyen bir sektör. Bir de Türkiye'de şu anda dünyada bu işi yapan bütün firmaların temsilcileri var, hepsi Türkiye'de iş yapıyor. Dünya devi şirketler Türkiye'de boy gösteriyor. Tek yerli grup olarak biz varız. Büyüyen bir grup, bir kere çok etkili bir merca açık hava, televizyondu, gazeteydi belli kitlelere hitap ediyor, ama açık hava öyle değil. Açık havada yapılan reklamlar herkesin gözü önünde, sokağa çıkınca görme ihtimalin var. Zaten bu şirketlerin network dediğimiz sistemle ürün satıyorlar, yani aynı reklam Bahçelievler’de de var, Ümraniye’de de var, Silivri’de de var, Çatalca’da da var, Şile’de de var. O yüzden görmeme şansınız yok. Biz her sene aşağı yukarı yüzde 30-35 büyüyoruz. Biz yatırım yapan bir şirketiz. Her sene 20-30 milyon dolar yatırım yapıyoruz. Yani müşterilerimize her sene yeni birşeyler vermemiz gerekiyor, geleceğimizi de iyi görüyoruz. Yatırımlarınız ağırlıklı olarak nasıl oluyor? Bizim işimiz genelde büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyeleriyle, onların reklam alanlarının izinlerini vermek belediyelerde, ana arterlerde büyükşehir belediyesinde ve ara arterlerde ilçe belediyelerinde, onlar ihalelere çıkarlar, biz şehir mobilyaları dediğimiz işleri yapıyoruz. Otobüs durakları yapıyoruz, ışıklı panolar koyuyoruz, ledler koyuyoruz, hem şehri güzelleştiriyoruz, hem de belediyelere para kazandırıyoruz. Hem ihale parası veriyoruz, hem de ilan reklam parası veriyoruz. Çok ciddi bir katma değer kazandırıyoruz. *Reklamların ekseriyetle "yanıltıcı olduğu" iddiaları gündemden eksik olmuyor. Sektörün içinde olan bir isim olarak bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tarz şeyler konuşulan konular, yanıltıcı demekten ziyade abartılı denmesi gerekiyor. Ama reklamın gerçeği de o. Reklam dediğin biraz abartılı olacak ki dikkat çeksin. Kaldı ki Türkiye eskisi gibi değil her şeyin bir yaptırımı var, öyle artık insanları kandırıcı diye bir şey yok. Bizi denetleyen bir sürü kuruluşlar var, rekabet kurumu var, tüketicilerin haklarını da koruyon bir sürü şirketler var, dernekler var, STK’lar var. Diyelim ki böyle bir reklamda şikâyet olduğu zaman eğer doğru çıkarsa, yasaya aykırı bir reklam yaptığın zaman çok ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalırsın. Onun için biz bir reklam asacağımız zaman ilgili kurumdan izin alıyoruz. O yüzden eskisi gibi şunu yaptim, bunu yaptım diye bir şey yok. *Biraz da Rize’ye gidelim. Köy hayatınızda karşılaştığınız ve aklınızdan çıkmayan hadiseler var mı? Şimdi bakın ben İstanbul doğumluyum, ama küçük yaştan beri hiç memleketimden bağım kopmadı. Hem Rize Vakfı’nın kuruluşunda varım, hem Çayeli Vakfı'nın kurucusuyum. Uzun yıllar Rizespor’da yöneticilik yaptım. 1987’den beri yöneticilik yaptım, şu anda halen Rizespor AŞ.’nin ortağıyım, öğrencilik yıllarımda bütün yaz tatillerimi köyde geçirdim. Yani köye ve yaylalara aşinayım, ta ortaokuldan beri, İstanbul'da okurken, okul tatil olunca 2-3 ay köye giderdim. Çobanlık yaptım, köyden Eğnaçor yaylasına gitmek için 8 saat yürürdük. O yüzden gittik mi yaylaya 15 gün kalırdık. Köyde otururken ormanda ağaç kesilirdi, kamyonlara ağaç yüklemeye giderdik. *Genelde Karadeniz, özelde Rize, Çayeli kendi reklamını yapabiliyor mu? Ya da yapmalı mıdır? Bizim oraların turizme açılması, tanıtımının yapılması tabi Karadeniz'de yaz çok kısa, turizm deyince, turizmin çeşitli şekilleri var. Bir kere her tarafı sahil olmasına rağmen, yazlık deniz turizmi yapmamız mümkün değil. Bizim orda yayla turizmi yapılabilir. Bizim orada bir kayak tesisi yapılacaktı bir ara. Hatta ben İstanbul'da bölge müdürlüğü yaparken bir proje yapmış gitmiştik Mesut Yılmaz döneminde. Sonra kaldı. Biz İstanbul'dan zaman zaman eş dost arkadaşlarımız Karadeniz'i görmek istiyor, oralara götürdüğümüz insanlar bayılıyor. İklim olarak, doğa olarak müthiş, ne kadar tanıtımını yaparsanız yapın, şimdi eskisi gibi değil. Şimdi bütün kanallarda hepsi bütün o yayla şenliklerini gösteriyor. İnternete girdiğiniz zaman istediğiniz şeyi görebiliyorsunuz. Bu konuda yatırım gerekiyor, konaklama sorunu var. Maalesef otel yok Rize'de. Bir tane Dedeman Oteli var, o da eskidi. Şimdi Rize Yatırım A.Ş. eski stadın yerine otel ve alışveriş çalışması yapılıyor. Rizespor hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? Yakınen takip ediyoruz, ilgileniyoruz zaten. Bu sene nasip oldu süper lige çıktık. Rize halkı sporu sevmiyor, niye sevmiyor, ben 1. Ligdeyken de yöneticilik yaptım, maça ilgi yok. Kimsenin ilgilendiği yok, taşıma suyla değirmen dönmüyor. 1. Lige çıkmakla bitmiyor. Mustafa Denizli ile 1 yıl daha sözleşmemiz var. Hayırlısı diyelim… *Genç bir işadamı olarak gençlere tavsiyelerinizi alabilir miyiz? Her şeyden önce çok çalışmaları gereriyor, muhakkak 1 ya da 2 dil öğrenmeleri gerekiyor. Kötü alışkanlıklardan kendilerini kurtarmaları lazım, sigara alkol gibi... Sevdikleri işi yapmalarını tavsiye ediyorum. "Kısa yoldan köşeyi dönelim"den ziyade uzun vadeli çalışarak kendini geliştirerek hayata asılmalarını tavsiye ediyorum. Başka da söyleyeceğim bir şey yok.
|
FOTOĞRAF GALERİLERİ |
|||||||||||||||||||||
|
Yayınlanan yazıları kaynak göstererek yayınlamak serbesttir. © Copyright 2004-2009 Yazar Girisi | Altyap: MyDesign Haber |
|||||||||||||||||||||||