Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Senoz Esnaf  
Senoz Deresi
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Animasyonlar | Anketler | Sitene Ekle | Mesaj Gönder | Sohbet | MircScriptİndir

HABER ARA


Gelişmiş Ara

EN ÇOK OKUNANLAR

İmkânı olup da köye gitmeyenin aklından şüphe ederim

Nazif Sayın, köydeki ismiyle "Ecemun Nezif" hatıralarını bizimle paylaştı. Nazif ağabeyimiz, genç yaşta gurbete çıkmış, hayatın zorluklarıyla karşılaşmış ve emeklilik hayatının yarısını köyde geçiriyoruz. Kendi ifadesiyle yılın yarısını Senoz Vadisinin şirin köyü Ormancık'da, diğer yarısını ise İstanbul Kâğıthane'de. Buyurun sohbetimize:

Kategori  Kategori : Röportajlar
Yorumlar  Yorum Sayısı : 2
Okunma  Okunma : 3118
Tarih  Tarih : 20 Mart 2013, 14:57

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İmkânı olup da köye gitmeyenin aklından şüphe ederim Nazif Sayın, köydeki ismiyle "Ecemun Nezif" hatıralarını bizimle paylaştı. Nazif ağabeyimiz, genç yaşta gurbete çıkmış, hayatın zorluklarıyla karşılaşmış ve emeklilik hayatının yarısını köyde geçiriyoruz. Kendi ifadesiyle yılın yarısını Senoz Vadisinin şirin köyü Ormancık'da, diğer yarısını ise İstanbul Kâğıthane'de. Buyurun sohbetimize:

*Nazif Sayın'ı tanıyabilir miyiz?

Ben Çayeli, Ormancık Köyünden Nazif Sayın'ım. "Ecemun Nazif" derler. (Ecemun) Muhammed'ın (Şah'ın) oğluyum. 1941 doğumluyum. İlkokulu Ormancık (Cutinç) Köyünde okudum. Okul arkadaşlarımı sayabilirim: Sıtkı Balcı, Şuayb Dilmen, Nadir Demirbaş, Uzun Ünal, Kısa Ünal; kızlar da var, ama onları saymayalım... Hepsiyle aynı sırayı, aynı sınıfı paylaştık.

*O yıllarda Başköylüler de Ormancık İlkokuluna mı gelirdi?
Evet, Başköyde o zaman ayrı okul yoktu. Bizim köye, Ormancık'a geliyorlardı. İlkin, Cağak'tan İsmail eğitmen vardı, ondan okuduk. Sonra Hatice Bilgin geldi, bizim köyümüzden (Naciler'den) ondan okuduk. O zaman Başköy ayrı muhtarlık değildi, muhtarlığımız da beraberdi. 5. sınıfı okuduktan sonra gurbet hayatına atıldık... Babam buradaydı, gurbete göndermek istemiyordu. Ağladım, sızladım... o da yolladı, gittik. 14 yaşlarındayken İstanbul'a gittik. Babam, Mahmudoğlu İsmail'e hitaben bir mektup yazıp bana verdi. "Bunu götür, ver" dedi. Gittik, mektubu verdik. O da, "Tamam, fırında yatar kalkarsın" dedi. Boğazkesen, Yeniçarşı'daki fırında yatıp kalkmaya başladık. Rahmetli "Nato Mehmet" de Sirkeci'de bir muhallebicide iş buldu. Orada çalışmaya başladık. Muhallebicide 5 ay kadar çalıştım. Ondan sonra fırınlarda çalışmaya başladım. Daha sonra babam, köyden İzmir'e gitti, ben de İstanbul'dan onun yanına, İzmir'e gittim.

*İzmir'de ne işlerde çalıştınız?
Babam beni bir tamircinin yanına çalışmak üzere yerleştirdi. Ben marangozlukta çalışmak istiyordum. Ama tamircilik daha iyi diye beni oraya teşvik etti. Tabi tamircilik de iyi ama üst baş her gün kirleniyor. Bekâr adam bunları nasıl temizleyecek? Babam iş için İzmir'den Muğla'ya gitti. Ben de o gittikten sora işi terk ettim, gittim pasta fırınında çalışmaya başladım. Cağak'tan Konağın Muhammet vardı, onun pasta fırınıydı... Biraz orada devam ettik, sonra sanatı bıraktık otelde çalışmaya başladık. Oradan da daha sonra köye geldik, askere gittik... İzmir'de 5 yıl kalmış olduk nihayetinde.

*Askerliği nerede yaptınız?

1961'de askere gittim. Ben yabancı şubeden (İzmir'den) işlerimi takip ettiğim için beni bahriye askeri yaptılar. O zaman bahriye askerliği 3 sene idi. İskenderun'a gittik, tekrar Derince'ye geldik, orada kurs gördük. Yeniden İskenderun'a gittik. Silah altındayken askerlik kısaldı, 6 ay erken terhis olduk. 30 ay askerlik yaptık. Bizden sora gelenler 24 ayda terhis oldu. Normalde 36 ay yapacaktık, 30 ay yapmış olduk. Askerliğim bitmesine 2 ay varken babam köyde kayınlarından ayrıldı. Ben de izine geldim. İzine geldiğimde beni evlendirdi. Çakeroğlu Hüseyin Çakır vardı, onun kızıyla evlendim. Evlendikten sonra bir ay daha askerlik yaptım. O bir ay, bana 6 aydan daha uzun geldi. Askerlikten sonra da köye geldim. Ev yaptık... Önceden hepimiz aynı evde duruyorduk. Ayrılınca biz aşağıda babamla birlikte bir ev yaptık. O ev de bir kaç sene sonra tamamen yandı zaten... Sonra, herkes ayrı ayrı evler yaptı.

*Yayla hayatınız oldu mu?
Çobanlık yaptınız mı? Tabi ki yaylaya da gittik. Ama pek çobanlık yapmadım. Ben işin doğrusu yaylayı pek sevmezdim. Çünkü köyde dafa hazla haylazlık yapma imkânı vardı! Ben biraz haylaz(aksi çocuk)dım. Çobanlık bana ağır geliyordu, ama yine de bir yıl çobanlık yaptım. Emsallerimden Yunus Dilmen, Behçet Meyveci vardı... Çobanlık arkadaşlarım... Ediler ve Pelat'da...

*Camiye, Kur'an öğrenmeye gider miydiniz?
İlkokulu bitirdikten sonra camiye gidebildik. Tererenk Köyünden Çınar Celal vardı, rahmetli. Onu camiye hoca olarak tutmuşlardı. Okulu bitiren talebeler, aynı kadro bu defa camiye gitmeye başladık, bir yıl. Elifi mertek bilmezdik, bir yılda ne öğrendiysek o kadar... Ondan sonra Karayip Abdurrahman vardı, bir yıl da ondan okuduk. Ondan sonra biz gurbet hayatına atıldık, okulda, camine öğrendiğimiz her şeyi unuttuk. Ben evlendikten sonra tekrar dini bilgileri (rahmetli) Yusuf Hoca (Dehri Yusuf Okumuş) sayesinde yeniden öğrendim. Evli olduğum halde, camiye gittim, utanarak... Ama Hacı Ahmet Çakır'a şart koştum ki, "Hoca, bana kızların yanında hiç bir şey sormayacak." O da öyle yaptı, bana hiç soru sormadan başkasına nalatır gibi anlattı ve dini bilgileri oradan öğrendik. Sıtkı Balcı ile beraber yaşımız büyük olduğu halde camiye başlakmıştık. Ben evliydim, Sıtkı evli değildi. O sene Yusuf Hoca'dan ne kaptıysa kaptık, onunla devam ediyoruz. Allah razı olsun, Dehri Yusuf Hocanın bize büyük emeği oldu.

*Evlilikten sonra bir Fransa maceranız var. Nasıl geçti?

İş ve İşçi Bulma kurumuna yazılmıştım. Hem Fransa için hem de Almanya için... Fransa için kâğıtlarım çıktı. İmtihana girdim ve kazandım. Çoluk çocuk burada kaldı. Bu sebeple 2.5 sene Fransa'da kaldım ve döndüm. Daha gitmedim. Ayrı durmak zor geldi. Orada plastik fabrikasında çalışıyordum.

*Orada bir zorluk çektiniz mi?
Çekmedik, çünkü İşçi Bulma Kurumu aracılığıyla gitmiştik. İşimiz hazırdı. Bizi karşıladılar. Gelip tren istasyonundan aldılar, bizi misafirhanelere yerleştirdiler. Oradan da fabrikaya gittik çalıştık. Bir defa izine geldim. Tekrar gittik çalıştık. Sonra temelli dönüş yaptık, hanımdan ve çocuklardan ayrı duramadık. Köye geldik, evimiz yandı. Ev yaptık. Derken iş hayatına atıldık yeniden. Çayeli'nde kahvecilik yaptık 18 sene... Bu arada hanım bir ameliyat sonrası vefat etti. (Asiye ablamıza Allah rahmet eylesin. Amin./fç)

Hanımın vefatı beni bayağı sarstı. Kahveyi sattım, başımı kıçımı alıp buralardan İstanbul'a gittim. İstanbul'da bakkal açtım, orada da iflas ettim. Yenişehir'de bakkal açmıştım. Velhasılı İstanbul'da esnaflık noktasında şansımız yaver gitmedi. Hep tuttuğum işlerden zarar ettim. Şimdi emekliyim. Yazım Ormancık Köyü, kışın Kağıthane'de yaşıyorum. Arada memik dokuyoruz anlayacağın... Ben Yenişehir'de Sami Öztürk ve Arsevoslu İbrahim Kömürcü'nün fırınında 15 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum. Allah razı olsun, onların sayesinde emekli olduk ve aldığımız emekli maaşıyla rahatça geçinip gidiyoruz. İstanbul'da işim olmadığı için 5 ya da 6 ay köyde kalıyorum.

*Son yıllarda Karaköy'de de bir lokantaya ortak olmuştunuz?
Evet, Karaköy'deki "Nato Lokantası"nı almıştık. Ortağımız vardı. İşimizi takip edemedik, ben ayrıldım. Şimdi yazın köyde, kışın İstanbul'da kalmaya devam ediyorum.

*İmkânı olup da buna rağmen köye gelmeyenlere ne dersiniz?
Biraz aklı olan köye gelsin, şu temiz havayı ciğerlerine çeksin. Köy artık emeklilerin yeridir. Emekli olup da çalışmadığı halde İstanbul'da duranın aklından şüphe ederim. Gelsin burada, temiz havayı alsınlar. Şimdi Enver, ("Emekli" Enver Çakır'dan bahsediyor) İstanbul'a yürümüş. Ne işin var İstanbul'a, otur haburada aşağa... Kar yağana kadar otur burada. Ben yarım metre kar yağmadan köyden ayrılmam. Geçen sene öyle yaptım. İz vura bura buradan gittim...

*Gençlere bir tavsiyeniz var mı?
Gençler, gençken çalışsınlar. Sonra rahat etmek istiyorlarsa. Boş gezmesinler. Sonra pişmanlık fayda vermez. (Görüşen: F.Çakır)
* senozderesi.com haber merkezi








Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 2 yorum yazılmıştır.

mürsel (nedim) canıbeyaz [ 23 Temmuz 2013, 18:40 ]
Arkadaşım nazıf sayıne yazdığım mesaje ektir..
ben nazıf arkadaşıma bir önceki mesajımda hak hukuk dan bahsederken sadece ve sadece şaka yapmıştım..
hakdan bahsedersek nazifin üzerimizde hakkı vardir..
arkadaşımın çok ama çok çayini içtik..
Allahtan sağlık sıhhat afiyete kalmasini diliyorum..
SLM..
mürsel (nedim ) canıbeyaz [ 22 Mart 2013, 17:31 ]
SN. nazif arkadaşımizi şahin yanı babasinin kahvesinde tanıdim.
burdan slm.
artik hazırlığını yapasın....
dunya değışmenin zamanı geldi..
hjakkımı helal ediyorum...
i

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Röportajlar

En Çok Okunan Haberler

“ … Ve yayla maceramızın sonu! “07 Ağustos 2018
RadyoSenoz
 
İSTEK GÖNDER

FOTOĞRAF GALERİLERİ

Yayınlanan yazıları kaynak göstererek yayınlamak serbesttir. © Copyright 2004-2009
Yazar Girisi | Altyap: MyDesign Haber