Son dakika haberi bulunmamaktadır.   Senoz Esnaf  
Senoz Deresi
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Animasyonlar | Anketler | Sitene Ekle | Mesaj Gönder | Sohbet | MircScriptİndir

HABER ARA


Gelişmiş Ara

EN ÇOK OKUNANLAR

Köyde işler, eğratluklen olurdi...

Semahat Bozkurt halamızı Bursa'daki evinde ziyaret ettik. Biz sorduk, sağ olsun da da, anlattı, anlattı, anlattı. Düşünün ki yaylada doğum yapmış, her türlü zorluk çekmiş ama hiç şikâyetçi değil.

Kategori  Kategori : Röportajlar
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 2950
Tarih  Tarih : 17 Nisan 2012, 22:06

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Hâlâ, yaylaları özlüyor. Tarihe not düşmek için anlatılanları kayda aldık... Buyurun, Semahat halamızın anlattıklarını dinlemeye:

*Semahat hala, hemşehrilerimize kendini tanıtır mısın?

Ben 1938 doğumluyum. 73 yaşındayım. Rize'nin Çayeli ilçesi, Ormancık köyünde doğmuşum. Babamı tanımadım. Ben 7 aylıkken babam ölmüş. Babamın adı Adem Hayati.
Babamın vefatı söyle olmuş: Köyde behur günleriymiş. Otekileri, yaylaya yollamış; benim iki ablam Hatice ve Esma'yı. Kendi de Çayeli'ne gitmiş etluk almağa. Giderken Saston gölünde (Çayeli'ne yakın bir yer) yüzmüş, orada gitmiş, ölmüş işte. Annemle 7 yıllk evliymiş ve 25 yaşındaymış. O gidişi gitmiş. Bize amcam, Naci Bey [Bilgin] haber verdi bamamızın öldüğünü. Ben 19 yaşındayken Kazım [Bozkurt] ile evlendim.

*Köydeki hayat nasıldı o zamanlar? Biraz anlatır mısınız?

Köyün hayatı belli. Ben beceremen anlatmayı. İneklerimiz vardı, herkesun. Moğe da giderdik. 15'den fazla ineğimiz vardı. Yaylamız vardı, yaylaya gidilirdi. 3 ay yaylada kalırdık. Koyunlarımız da vardı.

*Yaylada neler yapardınız? Çobanlık falan...

Ben çoban gitmemişim, ama yaylada kaldım tabii yaylacı olarak. Bir sene gittim, rahmetli morkurum vardı Asiye morkurum. Yani, Naci beyin kız kardeşi... Halam yani... Yaylaya her sene gezmek için gider, bir hafta falan kalırdık. Ama bir sene yaylacı olarak gittim, işleri ben yaptım.
Yaylayı çok vererdim, şimdi de severim. Yaylalar güzel... Sen bizim Cenlipos'taki evi, Hamit'in evini (Nacinin Hamit Bilgin'in evinden bahsediyor) biliyor musun? (Bu soruya, 'Evet' diyorum, çünkü neredeyse kapı komşuyuz...) İşte o evin yerinde bizim eski evimiz vardı. (Evet, o ev rüzgârla/ fırtınayla yıkılmıştı. Hartumalarını görmüştüm.) Orayı çok seviyordum. Rahmetli amcamla çok giderdik Cenlipos'a. (Cenlipos, Pelat yaylasının bir kısmının adıdır.)

*Peki, Şemkoğut yaylasına gider miydiniz? Behurlar (gezmek niyetiyle yaylaya topluca gitmek) nasıl olurdu?

Yemeklerimizi hazırlardık. Erkekler horon oynardı, biz seyrederduk. Eskiden kızlar öyle açıkta horon oynamazlardı. Aklımda kalmıyor ki... Ben bir senelik evliydim, Bursa'ya geldim, buraya yerleştik.

*Bir dakika, düğününüz nasıl olmuştu?

Farklı bir düğünümüz olmadı. Normal köy düğünü işte... Kasım ayının 28'iydi. Kar yağmıştı. Yollarda az da olsa kar vardı. Köçkenun çimenluğunden aşağı indum, Karakaş'tan yukarı çıktım. O yollarda kar vardı. Öyle gittum. Ayağımda lastik vardı.
Eve girerken Kazım (yani, merhum eşi) penceredeydi. Tabanca attı. Biraz cenk oldu, eve girdik. Yemekler yendi, oyun oynandı. Babamın evinde oyun olmadı, ama gittiğim evde horon oynandı.

*Eğratluklardan (imece) da anlatır mısın?

Biz öyle fazla eğrat gitmeduk. Ama tabii köyde işlerin çoğu eğratluk (imece) usulüyle yapılırdı. Rahmetli amcam bizi yollamazdı. Bize gübre taşımak için gelenler olurdu. Hele, yukariki çeyire gübre taşımak için illa eğratluk edelurdi. Arkamızda sepetler ile oraya gübre taşırdık. Güz (sonbahar) oldumu mu çaç [ineklerin altına sermek için toplanan ağaç yaprakları] taşırduk, odun taşırduk. Onları biliyorum.

*Bursa'ya nasıl geldiniz?

Bizim adamın (rahmetli eşinden bahsediyor) burada yeri vardı, toprağı vardı. Tayinini buraya çıkardılar.

*Rahmetli Kâzım amcayı biraz tanıtır mısınız?

Kazım, ziraatçıydı. "Kürdosman Kâzım" derlerdi, Kâzım Bozkurt. Burada (yani, Bursa'da) okumuş zaten. Burada yeri de olunca buraya geldi. Bursa'da "Hakim Çiftliği" denilen yerde arsası, yeri vardı yani.
Ben bir yıl Kasım ayının 28'inde evlendin, diğer yılın 28 Kasım'ında Bursa'ya geldim. 6 sene çiftlikte oturduk. Orada yeni bir ev yaptık. Ben oğlanı, 4 aylıkken buraya getirmiştim.

*Çocuklarınız nerede doğmuştu?

Cenlipos'ta, yaylada doğum yapmıştım. Çok zahmetler çektim. Yaylada, ineklere çoban gitmiştim. Düştüm aşağa, zamansız olarak doğum yaptım. Kayınvalidem, Ediler'in (Cutinçlilerin gittiği, Pelat'a yakın küçük bir yayla) otlağı vardı, oraya göndermişti. "Gog'un tumbi"nden gidilen bir otlaktı. Ben de oraları bilmezdim. Orada 'Mezinoğ' denen bir otlak vardı. Kayınvalidem dedi ki, "Ben gitsem bırakmazlar (çünkü komşu köyün otlağıydı) sen git, senin köylülerinin otlağıdır, sana bi şey demezler."
Ben de gittim. Önce bana da kızdılar, ama görüp tanıyınca ses etmediler, bir şey demediler. Ey gidi, hiç unutmam. Rahmetli, "Başköylü" derdik, İmamın Emine Hala vardı, (tevafuğa bakın, bahsettiği benim anne annem/ Muhammed Dilmen'in annesi/FÇ) onu çok severdim. Baştan bağırdı, ama beni görünce bir şey demedi.
Oradan geri gelirken, ben Kemalun ya da Şevkinin Havva diye biri vardı, o arkadaşımla oraya gitmiştim. Geri gelirken, ben çok aşerirdim, yemezdim içmezdim. İneklerin biri, adı da Güles idi, baktım ortada yok. Resmen kayıp. Eyvah dedim, ne olacak. Ondan sonra gittim onu bakmağa ki, küt, vurdum aşağa, düştüm. Hava da çiseliydi. Ondan sonra yürüyemem Allah, yürüyemem. "Gogun tumbi"ni kaç saatta çıktım. Ondan sonra eve geldim, yaylada, yani Cenlipos'ta çocuk erken doğdu. Normalde, Çiyakar'daki kendi evimizdeydik, ama babamın evi daha iyi olduğu için beni oraya götürdüler. Orada doğum oldu.
O gün, Necmettin geldi (Cağak'tan, profesör derler ona) bana okudu. Doğum kolay olmadı. Rahmetli Refref morkurum ([merhum] Molla Hafız Nuri Çakır'ın eşi Refref Çakır) da başımda. O kaldırdı çocuğumu. Ondan sonra ertesi sabah beni sel ettiler, doğru aşağa köye götürdüler.
Rahmetli amcam, Kaptanpaşa'ya araba getirtmiş. O zaman Kaptanpaşa'dan yukarı araba yolu yoktu. Oraya kadar selle götürdüler, ondan sonra arabayla Çayeli'ne doktor Ayhan vardı o zaman, Ayhan Tolon. Bizim eniştedur, Babik'ten.
Bir gün çocuğum öleceğini düşünüp ağladım. Ayhan Tolon demiş ki, "Ya bunun ölümünden ne çıkar ki ağlar..." Bana sonra anlattılar. İşte öyle... Çayelinde 1 hatfa yattım. Sonra iyileştim ve köye gıktım. Çocuk 4 aylıktı, gemi ile 3 günde önce İstanbul'a oradan da Bursa'ya geldim. 3 kız, bir oğlanım vardı. Oğlan 10 sene önce trafik kazasında vefat etti, biliyorsunuz. (Allah rahmet eylesin...)

*Arkadaşların kimlerdi, onlara ne söylemek istersin?

Hepsine selam ederim. En çok sevdoğum, Çakeroğlu Neziye'ydi (asıl adı, Neziha'dır, biz Neziye deriz.) Başka arkadaşlarım da vardı tabi, ama Bursa'ya geldim hep unuttum.
Ben 4 ve 5. sınıfı Hatice ablamdan okudum. Bizim köyde öğretmendi.

*Nasıl oldu da o tarihlerde ablanız okuyup öğretmen olabildi?

Zor oldu tabi. Annem imza attı okusun diye. Herkes karşı çıktı. Okula giderken herkes peşinden ağlardı. Hep ağlarduk. "Bu kızı nasıl dışarı gönderirler?" diye herkes ağlardı, vah vah ederdi. Annem izin verdi ve Beşikdüzü'nde okuyarak öğretmen oldu. Rahmetli amcam ablamı okuttu...
Daha çok anlatacak şey var, ama çoğunu unuttum... (Görüşme, Bursa'da yapıldı: F.Çakır/Y.Çakır)
*
senozderesi.com haber merkezi





Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Röportajlar

En Çok Okunan Haberler

“Yaylalara veda zamanı!”19 Eylül 2018
RadyoSenoz
 
İSTEK GÖNDER

FOTOĞRAF GALERİLERİ

Yayınlanan yazıları kaynak göstererek yayınlamak serbesttir. © Copyright 2004-2009
Yazar Girisi | Altyap: MyDesign Haber